Sosyal Medya

RÖPORTAJ

Belediyecilik benim işim

Rize?de kendini ayrıcalıklı gören bir esnaf kesimi olduğunu belirten Halil Bakırcı, "Bunların bir kısmının istediğini alamamak gibi durumu var. Ama Halil Bakırcı, Rize?yi temsil ediyor ve her şeyi Rize için yapıyor? dedi



günebakış: 2004 yılında AK Parti’nin 15 aday adayından biriydiniz. İstanbul’dan Rize’ye geldiğiniz ilk gün adayım dediniz ve Rize Belediye Başkanı seçildiniz. 2009 seçimlerinde ise aday adayı çıkmadı ve siz 2. kez başkan seçildiniz. Şimdi 2014 seçimi için 10 tane aday adayı var. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Halil Bakırcı: Öncelikle şunu söyleyeyim. 2004, 2009 ve 2014’un konjonktürü çok farklı. 2004’te AK Parti yeni iktidar olarak ilk kez yerel seçimlere girdi. Rize; heyecanı, seçilme ve hizmet etme arzusu yüksek insanların bol olduğu bir yer. Türkiye’de bu anlamda Rizeliler önde. Seçilmeyi, hizmet etmeyi arzu eden insanlarımız çok fazla. Bunları Rize’de iktidar partisinde bulursun, muhalefette bulamazsın. Belediyecilik farklı ve heyecanlı bir iştir. Zor bir iştir. Zevkli bir iştir. Bu da bizim işimizdir. AK Parti’nin işi. AK Parti’nin Türkiye’de yetiştirdiği sayılı belediyecilik hizmetlerini bilenlerin işidir. 2004 seçimlerinde ben de diğer aday adayları ile birlikte partimin ortaya koyduğu süreci işlettik. Bununla da Rize kamuoyunun ağırlıklı kanaati Halil Bakırcı bu işi en iyi yapar olgusuyla ben aday oldum. Yoksa farklı bir özelliğimden dolayı değil. AK Parti ne diyor biz milletin partisiyiz ve milletin, halkın dediklerini yaparız ve halkın dediği oldu. 2009’a gelince farklı bir konjonktür oldu. Hem parti içinden hem de dışarıdan Bakırcı devam edecek diye aday çıkmadı. Şunun altını çiziyorum. 2004 seçimlerinde Halil Bakırcı, AK Parti’den biraz fazla oy aldı. 2009 seçimlerinde ise eşit aldık. AK Parti’nin il genel meclis üyeleri ile belediye meclis üyeleri aynı oyu aldı. O dönemde E-Muhtıra’nın getirdiği güçler Rize Merkez ile birlikte Çayeli ve Ardeşen İlçeleri’nde bazı çalışmalar yaptı. Eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın da bir adayı desteklemesi bir güçtü. Şimdi durum değişti. Ben 2014 seçimleri için aday adayı olup olmama konusunda ortaya bir eğilim koymadım. Nedeni ise benim bir milletvekilliği hevesim var. Ancak 2014 seçimlerinde aday olup belediye başkanı seçilirsem milletvekili seçimlerine aday olmayı etik görmüyorum. Zaten bu benim şahsıma da yakışmaz. Belediye başkanlık görevini yarıda bırakıp bir başka göreve gitmeyi kendime göre siyasi olarak etik görmüyorum. Yerel seçim ile genel seçim arasında çok kısa bir süre olmasına rağmen bunu hiç etik görmüyorum. Bununla da bir takım istişareler yaparak kendime göre bir karar verdim ve aday adayı oldum ve kamuoyunun bakışı bundan sonra farklı şekilde yönlenmeye başladı.

 HALİL BAKIRCI, TÜRKİYE’NİN BAŞARI İVMESİ
YÜKSEK BELEDİYE BAŞKANLARINDAN BİR TANESİDİR

Çok değerli aday adayı arkadaşlarımız var ama belediyecilik benim işim. Bizim işimiz. 2004’ten seçildiğim bugüne kadar yapılan anketler ve yerel yönetimleri inceleyen, araştıran kuruluşlar tarafından bakıldığında Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Türkiye’nin başarı ivmesi yüksek belediye başkanlarından bir tanesidir. Hep ilk 10’un içinde oldum. Bunu herkes biliyor. Büyükşehir olmuş olan Trabzon, Ordu, Malatya ve Urfa gibi belediyeleri düştüğümüz zaman 51 belediye kalıyor. Bununla da Türkiye genelinde başarı ivmesi açısından ilk 3 belediyenin içindeyiz. AK Parti’nin Rize’de 10 tane birbirinden değerli adayı var. Kamuoyu bunlara bakıyor ve bunların hangisi Rize’ye belediye başkanlığı yapabilir diyor. Partim de ona göre karar verecektir. Rize’de AK Parti’ye oy vermemiş siyasi tabanlardan Halil Bakırcı’ya yüzde 20 civarında oy vermişler var. Şunu da söyleyeyim AK Parti’nin içinde Bakırcı’ya oy vermeyeceğim diyenlerde var. Onlarda şahsi istediklerini alamadıklarından. Benim böyle bir farklılığım var. Çünkü ben hizmet anlamında hep eşit davrandım. Hatalarımla birlikte olması gerektiği gibi davrandım. Doğru bildiklerimi yaptım ve doğru yaptım. Bugün kamuoyunun bakışı Halil Bakırcı’nın lehine değişti.

günebakış: 10 yıldır belediye başkanısınız. İlk geldiğinizde Rize’yi yeterince tanımıyordunuz. Şimdi çok iyi tanıyorsunuz. Halil Bakırcı, farklı, aykırı bazen de çılgın bir başkan. Denizde, havada ve karada. Söyledikleri ve yaptığı işlerle adınızdan çok söz ettirdiniz. Kendinizi ölçtüğünüzde Halil Bakırcı için neler söylersiniz?

Halil Bakırcı: Ben bir şeyi yapmak için farklı davranmıyorum. Halil Bakırcı, kendi doğal, bir Rizeli vatandaş neyse ben de öyle davranıyorum. Sabah dolmuşa biniyorum. Her zaman bineceğim. Denize giriyorum. Denize giren bir adamım. Paraşüt ile atladım. İnsanlar bizi örnek alacağımızdan bazı şeyleri değiştirmeliyiz. Yaptıklarım benim doğal yaşamımdır. İnsanlarımızı sosyal hayatın içine çekmeliyiz. Bunlar farklılık değil olması gereken şeylerdir. Toplumun önünde bulunan insanlar topluma örnek olması lazım. Örnek olurken de yapmacık değil. Ben içimden geldiğim gibi doğal olarak yaşıyorum. Ata binmeyi, çadırda yatmayı, koyun beslemeyi seviyorum. Belediye başkanı olduğun zaman alışkanlıklarından vazgeçmeyeceksin. Ben dolmuşa da binerim. Denize de girerim. Maçı da heyecanlı bir şekilde izleyeceğim. Olması gerektiği şekilde yaşıyorum. Benim yaptıklarım farklı değil. Basma kalıpların içinde durulmaz. Farklılığı oluşturamazsan sen farklı adam değilsindir. Benim farklılığım normal yaşam seklimdir. Beyoğlu Belediye Başkan Yardımcılığı görevimde de aynısını yaptım.

     

GEÇMİŞTE SOKA?A HAKİM
OLAMAYAN BAŞKANLAR VARDI

günebakış: Rize’de esnaf ve tüccarla aranızda sorunlar olduğu söyleniyor. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Halil Bakırcı: Rize’de kendini ayrıcalıklı gören bir kesim var. Daha önceki belediye başkanları çok gezmedikleri için bu konuda problem yaşamamışlardır. Ben şunun altını çiziyorum. Benimle sorun yaşıyor diyen esnaf kesimi hangi belediye başkanı ile uyumlu çalışmışlar? Demek ki bunda sorun ben değilim. Hızır Hop mülayim bir belediye başkanıydı. Enflasyonun yüzde yüz olduğu dönemde kiralara yüzde 10 zam yaptığında hakaret etmediler mi? Onlar benim yüzüme hakaret edemediler arkamdan eleştirdiler. Ben doğal bir adamım. Bağırıp çağırırım ama 10 dakika sonra unuturum. Bunları saydığımız zaman bunlar parmaklarımızı geçmeyecek kadardır. Fakat propaganda oluşturdular. Çünkü bir kısmının istediğini alamamak gibi durumu var. Bir kısmı da kendini farklı görüyor. Sokaktan geçerken garsonu ile değil komisi ile belediye başkanını çağırandır. Kimse kusura bakmasın. Halil Bakırcı, Rize’yi temsil ediyor ve bunu Rizeli’ye yaptırmaz. Yaptırmadım da. Problem de budur. Böylesine algılar kırıldı. Bunların sayıları azaldı ve hatalarını gördüler. Ben sorumluluk makamında olduğumdan bazı şeyleri konuşmak doğru değil. Geçmişte belediyesine ve sokağına hakim olamayan belediye başkanı vardı. Altını çiziyorum; Gariban, alt gelir grubundan kimsesiz, hiç kimseyi ezmiş değilim. Ancak kanunlara, kurallara uymamış, Belediye’yi hiçe takmış, bir kusur yapmış kim olursa olsun isterse babamın oğlu olsun fark etmez bunlara karşı hukukun bize verdiği yetkiyi onun aleyhine kullandım. Bana şuna şu kusuru ettin, şuna farklı davrandın, bunun hakkını yedin diyen bir tek kişi yoktur. Bir dedikodu kesimi vardır ama bunların güçleri azaldı. Bir elin parmakları kadar yoktur. Bunlar seçimle birlikte dedikodu olarak tarihin sahnesinde kalmış olacaklar. Bu arada Başbakanımız Türkiye’de belli iş adamı kesimiyle iyi geçinebiliyor mu? Geçinemiyor. Bunun bir ufağı da Rize’de var. Partileri bile yoktur. Bu kesime çok itibar etmiyorum. Ben sessiz çoğunluğun sesiyim. Kararı her zaman olduğu gibi yine halk verecektir. Halk verdikten sonra ben zaten Rize’de AK Parti’nin dışında bir siyasi durum yoktur. AK Parti’nin adayı da Halil Bakırcı’dır. İnşallah 5 yıl daha Rizeliler’le birlikte olacağım.

günebakış: Sürekli dile getirdiniz. Rize bir kasaba görünümündeydi. 10 yılda Rize’nin çehresi değişti. Yeniden aday olup seçildiğinizde Halil Bakırcı’nın plan ve projeleri nelerdir?

Halil Bakırcı: Rize’de kasaba görüntüsünü sağlayan dolgu sahasında birkaç unsur vardı. Bunların bir tanesi dolgu alanında bulunan bir kısmı esnaf,  seyyar satıcı, bir kısmı gariban ve bir şekilde iş yapmaya çalışan bir kısmı da gayrı meşru iş yapan insanlardı. Burayı kaldırdık. Zaten tepkide oradan geliyordu. Keşke o zaman bunu biraz daha yumuşak yapabilseydik ama yapamadık. Kalkması gerekiyordu kaldırdım. Rize ve Rizeli için yaptım. Bunun sorumluluğunu ne Valilik ne Emniyet aldı. Sorumluluğu bana kaldı. Bin tane esnaf etki alanları ile birlikte 10 bin kişi olarak karşına çıkıyor. Ama o mezbeleyi kaldırdım. İkincisi ise dolmuş duraklarını birleştirmek. Birleştirdik sonra ayrıldılar sonra yine birleştirdik. Edindiğimiz tecrübe ile birlikte sonuç aldık. Şimdi ise herkes memnun. O gün aleyhimize olanlar şimdi teşekkür ediyor. Herkes kazandı. Üçüncü ise TİMYA Vadisi. Burada yaşayanlarla anlaşarak vadiyi yapıyoruz. Bunlarla birlikte de çıraklık ve kalfalık dönemimden sonra şimdi benim ustalık dönemim geliyor. Rize’de benim kadar hiçbir belediye başkanı eleştirilmemiştir. Ama bende demokratiklik ve rahatlık olduğu için eleştirilere çok fazla ses çıkartmıyorum. Belediyenin parkomatında çalışan bir arkadaşımız bağımsız belediye başkan adayı olacakmış. Bende bunu duydum. Bana bunu işten çıkartalım mı dediler. Ben onlara işi ve hizmeti nasıl dedim. Fena değil dediler. Bende işten çıkartmak olmaz. Aday olacaksa olsun dedim. Başka bir belediye başkanı olsa işten çıkartırdı. Bir gün bir taksi durağından beni vuracaklarını söylediler. Ben de beni çok aramasınlar gideyim o taksi durağına vursunlar dedim. Gittim o taksi durağına oturdum. Hatta benim için köşe bucak kaçıyor bile dediler. Polis bile inandı. Bunlar hep dedikodu. Taksicinin ne böyle bir niyeti ne de başka bir şeyi var. Birisi bu dedikoduyu yapmış ve şehir de buna inanmış. Rize bazı şeyleri çok farklı algılıyor.

USTALIK DÖNEMİMDE RİZE'YE
SÜPER BİR MEYDAN YAPACA?IM

Rize’yi kısmen kasaba olgusundan kurtardık. Ama henüz tam olarak kurtarmadık. Doğalgaz geldi. Stat yapıldı. Güney Çevre Yolu yapılıyor. Ben dedikodu ve çukurlarla uğraşmıyorum. Hizmet yapıyorum. Önümüzdeki dönemde belki mega bir kent diyemem ama Rize gerçek bir kent görünümünde olacak. Dünyadaki tüm şehirlerin hatta semt ve mahallelerin meydanları vardır. Rize’nin böyle bir meydanı yok. Kent olgusunu oluşturmak için Rize ölçeğinin üzerinde bir meydana ihtiyacımız var. En önemlisi budur. Bu anlamda da parkın içinde bulunan bina ile birlikte Ziraat Bankası’nın bulunduğu ada, polis karakolu, eski adliye binası, sinema, özel idare ve Ekrem Orhon Apartmanı’nın bulunduğu bölümü kaldırıp meydan yapacağım. Kentsel dönüşüm olarak bunu yapacağım. Bunun altıda otopark olacak. Üstü meydan olacak ve trafik alttan geçecek. Bunu başlayıp bitireceğim. Ustalık dönemimde bunu yapacağım. Bunun finansını da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan temin edeceğim.

İkincisi ise şehir içindeki belediye blokları bu şehri tehdit ediyor. Binalar fiziki ömürlerini tamamladılar. Buradaki iş yerlerinde tapusunu alanlardan metrekare maliyetlerini alacağız. 100 metrekareyse bunun maliyetini verecek. Belediyenin kiracısı olup tıkır tıkır kirasını veriyorsa kiracılığı devam edecek. Ama doğru dürüst kira vermemiş. Ona vermiş buna vermiş belediye ile sorunlu olan kusura bakmayacak. Asla onları kiracı yapmayacağız. Normal vatandaş gibi ihaleye girecek. Her gün sorun yapanı şehrin başına bir daha bela etmem. Belediye bloklarında Bektaş’ın kahvesi var. Bozulmayan tek yer orasıdır. Yapıldığı günden itibaren aynı aile kimseye satmadan 35 yıldır ticaret yapıyor. Tıkır tıkır kirasını veren bu kişiyi benim oradan çıkarma hakkını kendimde görmüyorum. Böyle olanların kiracılık hakkını asla sonlandırmam. Ben Rize Belediye Başkanlığı’na seçildiğim yılın öncesinde 2003 yılında Rize Belediyesi’nin bütçesi eski parayla 14 trilyondu. 8.5 milyon dolardı. 2012 yılı sonu itibariyle de 60 trilyon. 2013 yılı sonu itibariyle de 70 trilyon olacak. Bütçe 75 trilyon ile bağlanacak. Bütçeyi yapmak kolay ama parayı bulmak zor. 2003 yılının kira gelirleri 1.4 trilyon civarındaydı. Şimdi ise 5 trilyon. Çünkü eskiden ucuzdu. Şimdi değerinde. İşte esnafın beni sevmeme nedenlerinden biri de budur. Emlak vergisi kadar kira vermiyordu.

 

günebakış: Gündoğdu Beldesi Rize’ye katılıyor. Seçimle birlikte Rize sınırları içine dahil olacak. Rize Belediyesi büyüyecek. Hizmet alanı genişleyecek. Bunun için neler söylersiniz?

Halil Bakırcı: Gündoğdu ile Rize’nin birleşmesini ben yıllar önce söyledim. O zamanki belediye başkanına söyledim. Buna önce evet dedi sonra vazgeçti. Sonra gelişen konjonktür içinde Gündoğdu AK Partili oldu. Gündoğdu heyelanla, suyla ve başka şeylerle sorun oldu. Sorunlarda hep beni aradılar. Gündoğdu Belediyesi’nin borcu çok, nüfusu az . Sonra bununla ilgili çalışma başladı. Gerekli konuşmalar ve çalışmalar yapıldı. Çaykent ve Muradiye’de konuşuldu. Ancak önce Gündoğdu olsun diğerlerine sonra bakılır denildi. Süreç işledi. Belediye başkanı ile görüşüldü. Yapılan konuşmalar sonrasında bana meclis kararını çıkar dediler bende çıkarttım. Gündoğdu’nun nüfusu 7 bin dolayındı. Tophane Mahallesi’nin nüfusu ise 13 bin. Benim bir mahallenin yarısı kadar. Yaklaşık 13 trilyon borcu var. Nereye ne kadar borcu var bunu bilmiyorum. Seçimden sonra bunu öğreneceğiz. İmar Kanunu’na sığmayan binalar yapılıyor. Ruhsatlar veriliyor. Sınırı aşmışlar. Sorunlar karşımıza çıkacak. Ancak ben bu işi biliyorum. Gerekeni yapacağım. Ben 2004 yılında seçildiğim gibi aynı heyecan, bilgi birikim ve donanımım artacak şekilde çalışacağım.

günebakış: Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın olumlu ve olumsuz taraflarını Halil Bakırcı nasıl anlatır?

Halil Bakırcı: Bunu ben anlatırsam yanlış olur. Yanlış anlatırım. İnsanın kendini anlatması doğru değil. Ama Halil Bakırcı çalışkan, gayretli, tuttuğunu kopartan, alttan alan, karar verirken çok istişare eden, zor karar veren ama verdiği doğru karardan da vazgeçmeyen bir adamdır. Elbette insan hata yapar. Ama kararım doğru, yaptığım doğru ise bundan dönmem. Ben Rize’de hoşgörümden dolayı eleştiriliyorum. Benim kadar sokağa çıkan insanlarla iç içe olan bir belediye başkanı yoktur. Camiye giderim alkol almam ama meyhaneye otururum. Spor yaparım. Rize’de sporla, futbolla iç içe olan başka bir belediye başkanı olmamıştır. Spor camiası benden yeterince istifade etmedi. Futboldan anlayan, seven, iç içe olan bir belediye başkanı gelmedi. Benim gibi Türkiye’de çok az başkan vardır.

TEK TEK TÜM EVLERİ ZİYARET EDECE?İM

günebakış: 2009 seçimlerinde ev ev dolaşarak çalıştınız. Gençlerden ve bayanlardan büyük ilgi gördünüz. Seçimi kazanmakta etkili oldu. Aday olursanız seçim kampanyasını nasıl yapacaksınız?

Halil Bakırcı: Yine bire bir daha heyecanlı ve daha çok çalışacağım. 2008 seçiminde 12 bin dolayında eve girdim. Bu seçimde iddia ediyorum. Kapısına gitmeyeceğim hiçbir konut bırakmayacağım. İş yerleri için aynı şeyleri demiyorum. Gündoğdu’dan Çifte Kavak’a kadar zilini çalmayacağım, bulduğum zaman elini tutmayacağım hiçbir seçmen ve vatandaş bırakmayacağım. Herkesin kapısına tek tek gideceğim. Çünkü geçen seçimde AK Parti’nin seçmen kitlesi arka mahalle, gençler, kadınlar, alt gelir guruplardır. Kulelerde oturanlarla bizim çok işimiz olmaz. Elbette onlara da hizmet veriyoruz. Ben belediye başkanı seçildiğimde 10 yaşında olan bu seçimde bana oy verecektir. Tek tek hiçbir konut atlamadan tamamını ziyaret edeceğim. Neler yapacağımı adaylığım netleştiği zaman ortaya koyacağım.

günebakış: teşekkür ederim.

Halil Bakırcı: Ben teşekkür ederim.
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.