Sosyal Medya

11.Cumhurbaşkanı Gül Kimdir?



Abdullah Gül, 1950 yılının 29 Ekim günü Kayseri'de dünyaya geldi. Babası, Ahmet Hamdi Gül; annesi, Adeviye Hanım'dır. Eşi, Hayrunnisa hanımla 1980 Eylülünde evlendi. Çocukları Ahmet Münir, Kübra ve Mehmet Emre... Aile büyükleri, Kayseri'de bilinen ve çevresinde sevilen eşraftan insanlardır.

Türkiye'nin kaderiyle yakından ilgili, geleneklerine, inancına bağlı, mütedeyyin bir aile. Ailenin önemli özelliği geçmişte "ilmiye" sınıfına, günümüzde "üniversite"ye çok sayıda insan kazandırması.

Doğum tarihi , bir dönüm noktasına denk düşer. 14 Mayıs 1950 de tek parti zihniyeti, halk iradesiyle sandığa gömüldü, demokrasi halk iradesini yönetime taşıdı . O tarihten sonra 38 hükümet, iki anayasa, iki muhtıra bir kaç ara rejim ile bugünlere gelindi.

Geriye bakıldığında, 1950'den günümüze çok şeyin yansıdığı görülecektir. Geçen 50 yılda, Türkiye'nin güçlüklerini aşamamış, sorunlarını çözememiş olması anlamlıdır. Türkiye'nin bugün tıkanan siyasetin önünü açmasını beklediği en önemli kişilerden biri olan Abdullah Gül Kayseri Gazi Paşa İlkokulunda öğrenimine başladı.

Ortaokulu, Nazmi Toker Ortaokulu'nda okudu. Başarılı, sempatik ve atak bir öğrenci olarak, arkadaşları arasında temayüz etmişti. O yıllar, gençliğin erken politize olduğu, ideolojik akımların okulları kuşattığı yıllardı. Yerli düşünce, ağır bir tazyik altındaydı. Ucu şiddete varan ideolojik akımlar geniş bir etkinlik alanına sahipti.

Abdullah Gül, istikbalde yürüyeceği zeminin temel çizgilerini, renk ve motiflerini okuldan önce anne ve babasından almıştı. Babası Ahmet Hamdi Bey, dindar kimliğiyle bilinen, çevresinde saygı gören bir insandır. Kayseri Tayyare Fabrikası'ndan emekli olan Ahmet Hamdi Bey, oğlu Macit Gül ile birlikte halen, Kayseri Organize Sanayii Bölgesindeki atölyesinde çalışıyor.

Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi Bey, 1973 seçimlerinde Milli Selamet Partisi listesinin sonunda (8. sıra) Milletvekili adayı gösterilir. O yıllarda, bu büyük toplumsal hareket henüz yolun başındadır. İlk sıradan sonra ki isimler hukuki zarureti tamamlamak için aday gösterilmektedir.

73 seçimlerinde baba Ahmet Hamdi Gül milletvekili seçilemez. Ama, yıllar sonra oğlu Abdullah Gül, hem birinci sıradan aday gösterilecek hem de partisi (RP) Kayseri'de siyasi rakiplerine hiçbir şans vermeyecek, 7 adayın yedisi Milletvekili olacaktır.

GENÇLİK YILLARI-SİYASETLE TANIŞMA-FİKRİ YAPILANMA

Abdullah Gül, gençlik yıllarından itibaren politikanın içinde yer alır. Aktif politikayla ilk sıcak teması, Erbakan Hoca'nın henüz MNP kurulmadan başlattığı "Bağımsızlar Hareketi" döneminde başlar. 1975 seçimlerinde, bugünün FP Genel Başkanı Recai Kutan Kayseri'den MSP Senatör adayı olur. Seçim kampanyasını genç ve dinamik bir kadro yürütür.

Bu kadroda kimler var? Abdullah Gül, Şükrü Karatepe, İrfan Gündüz, Bekir Yıldız ve Adem Baştürk. 25 yıl önce Recai Bey'in seçim kampanyasını yürüten kadronun tamamı daha sonra aynı siyaset çizgisinde üst düzey görevler alacak milletvekili, belediye başkanı seçileceklerdir. Abdullah Gül'de 22 yıl sonra Recai Bey ile birlikte Bakanlık ve Genel Başkan Yardımcılığı yapacaktır.

Abdullah Gül, açık bir insan. Buna karşılık kişisel özelliklerini gizleyen bir siyasetçi. Bu mizacın oluşumunda aldığı kültürün, eğitimin ve terbiyenin büyük payı var. Dili, ait olduğu toplumsal hareketin düşünce ikliminde şekillendiği için "ben" yerine "biz" diye konuşuyor.

Abdullah Gül'ün fikriyatının oluşmasında iki lider kişiliğin büyük payı var: Necip Fazıl Kısakürek ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan. Her ikisiyle uzun yıllar birlikte olacak, birlikte yürüyecektir.

Abdullah Gül'e dair birbirinden habersiz insanların anlattığı çizgiler benzerlik arz ediyor. Temel çizgileri şöyle: Samimiyet, dostluk ve inanmış insanın özgüveni. Öteden beri, açık ve şeffaf. Kimseye yük olmayan, şikayetçi olmayan, anlaşır bir dille meramını anlatan, kolay diyaloga giren, aynı fikri paylaşmasa bile muhatabına güven veren , güler yüzlü ve kararlı bir insan .Sakin, sadık, itimat telkin eden, karar vereceği zaman temkinli davranan bir bilim ve devlet adamı.

Siyaset kürsüsündeki üslubunda, sosyal bilimlerde üniversite hocalığı yapmasının büyük payı var. Genç yaşta hem Batı'yı hem Doğu'yu tanımış olması Abdullah Gül'ü alışkın olduğumuz siyasetçilerden ayırıyor. Diyalog yolunu kapatmayan bir dil kullanıyor.

Kendi dilinden farklı bir siyaset dili kullanmıyor. Siyah-beyaz bir dünya ve Türkiye fotoğrafı çizmiyor. Türkiye'nin imkanlarını ve zenginliklerini önce bilim adamı, sonra da devlet adamı olarak iyi analiz etmiş bir politikacı.

Abdullah Gül'ü tanımlayan siyasi portrede şu özelliklerine vurgu yapılıyor: Parti içinde kuşatıcı bir siyasetçi. Farklı kesimler arasında köprü olma özelliğiyle partisinin dışa açık yüzü. Siyasi çizgisindeki istikrar ile temsil ettiği büyük camianın enerjisini, dinamizmini Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmek için harekete geçirecek bir siyasetçi.

Müşterek çalışma özelliğiyle dost halkasını geniş tutan, açıklığıyla güven kazanan, toplumsal faaliyetlerdeki aksiyoner özellikleriyle hayatının her döneminde ön sıralarda yer alan bir isim. Yeniliğe açık ve dışa dönük bir yüz. Değerlerini koruyarak iyi yetişmiş bir aydın. Siyasi rakiplerine bile milyonların önündeki hararetli tartışma anında, "Abdullah Gül söylüyorsa doğrudur" dedirtecek kadar güven kazanmış bir siyasetçi.

İnancından taviz vermemekle dostlarının güvenini; aynı özellikleriyle muhaliflerinin saygısını kazanmış. Gençliğinden itibaren topluma dönük faaliyetlerin içinden geldiği için, bulunduğu yerleri iyice sindirmiş. Kavgacı değil. Bir fikir kavgasının ön saflarında yer alması mizacını bozmamış. Sinirlerine hakim olmadığı tek kavgası, ortaokul döneminde bir çocuğun yaşlı bir adama yaptığı haksızlığa fiili müdahalesi. Erken denilecek bir yaşta düşünce akımlarıyla tanışır.

Büyük Doğu Fikir Kulübü ve Milli Türk Talebe Birliği gençlik enerjisin verdiği uğrak noktaları. Henüz, ortaokul son sınıf öğrencisiyken Necip Fazıl'ı tanır: O yıllarda Necip Fazıl'ın ateşlediği, duygu ve düşünce dünyasında derin izler bıraktığı on binlerce gençten biri de Abdullah Gül'dü.

Büyük Doğu Fikir Kulübünün davetlisi olarak Üstad, Kayseri'ye geldiğinde sıra arkadaşı Mehmet Tekelioğlu ile birlikte gittiği konferans, Abdullah Gül'ün düşünce hayatında bir dönüm noktası olur. O gün alınan coşku, Gül ve uzun yola birlikte çıkacağı arkadaşlarını, yıllar sonra Üstad'ın en yakınındaki gençler arasına katacaktır.

ÃœNÄ°VERSÄ°TE YILLARI-AKADEMÄ°K KARÄ°YER-Ä°Åž HAYATI

1968'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde üniversite öğrenciliği başlar. Bu dönemde, üniversiteler, politik gerilim ve şiddetin odağı haline gelmiştir. Gençliği kuşatan sağ-sol kutuplaşması, üniversite işgalleri, boykotlar ve kavgalar üniversiteden başlayarak topluma sıçramıştır. Bu yıllarda öğrenci liderlerinin çoğu ileride dünya görüşleri doğrultusunda ya siyaset yapacak ya da "kayıp kuşaklar" arasında yer alacaktır.

Abdullah Gül, üniversite yıllarında fikri mücadelesini aktif olarak Milli Türk Talebe Birliği çatısı altında sürdürmektedir. Gül ve arkadaşlarının fotoğrafları sol gruplar tarafından duvarlara asılır ve aylarca üniversiteye girmeleri engellenir.

68 kuşağının, 12 Mart 1971 Muhtırası'na kadar uzanan hazin öyküsü, bütün gençliği etki alanına almışken, üçüncü bir yol üzerinde yürüyüp şiddetin dışında kalmak, o dönemde neredeyse imkansızdır. 1971 sonrası siyasi atmosferi büyük ölçüde etkileyen bu dönemi Talebe Birliği'nin ön saflarında yönetici olarak yaşaması idealist her gence olduğu gibi Abdullah Gül'e de çok şey kazandıracaktır.

Düşünce ve sanata Necip Fazıl, Nurettin Topçu ve Sezai Karakoç gibi düşünür, şair ve yazarların temsil ettiği fikir çizgisi, yaşanan olayların etkisinde siyasal bir kimliğe bürünür. 1969 yılında Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın liderliğinde yeni bir siyasi akım doğar. Erbakan'ın yerli, milli ve manevi değerlere vurgu yapan sesi kitlelerden önce gençlikte yankı bulur. Prof. Erbakan'ın kimlik ve değerlerimizi koruyarak yeni bir kalkınma hamlesi başlatması toplumda büyük bir heyecan dalgası oluşturur.

Erbakan Hoca'nın liderliğindeki hareket, daha partileşmeden önce dinamik bir gençlik desteğine sahiptir. Erbakan ve arkadaşları bağımsız milletvekili olduklarında üniversite gençliğinden önemli bir katılım olur. 1969 seçimlerinde Necmettin Erbakan Konya'da, Süleyman Karagülle Aydın'da, Ömer Faruk Yeğin İstanbul'da bağımsız aday olur. Abdullah Gül, henüz lise öğrencisidir.

POLÄ°TÄ°KAYLA SICAK TEMAS

Politikayla ilk sıcak teması bu dönemde başlar. Süleyman Karagülle'nin Aydın'da ki seçim kampanyasına İzmir'de ki dayısı Prof. Dr. Ahmet Satoğlu ve Sabri Tekir ile birlikte katılır. Tam 27 yıl sonra Erbakan Hoca Başbakan olacak. Abdullah Gül Erbakan Hükümeti'nde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü. Keza Prof. Sabri Tekir'de aynı Hükümette Devlet Bakanı olacaktır.

Abdullah Gül, üniversite öğrencisiyken, Ömer Öztürk'ün Genel Başkan olduğu dönemde Milli Türk Talebe Birliği'nde Merkez İcra Konseyi Üyesi olarak görev yaptı. Abdullah Gül, bir yandan maliye ve Sosyal Siyaset Bölümünde öğrenimini sürdürürken öte yandan Talebe Birliğinde fikri, kültürel ve sosyal faaliyetlere katılır. MTTB'nin her yıl düzenlediği önemli faaliyetlerden biride Çanakkale Savaşı yıldönümlerinde binlerce genci Çanakkale'ye götürmek ve orada etkinlikler düzenlemek. Abdullah Gül, bu Programları organize eder ve Çanakkale'de ilk siyasi konuşmalarını yapar.

Üniversite yıllarında yakından izlediği fikir adamlar: Sezai Karakoç, Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer, Fethi Gemuhluoğlu.

Üniversiteden mezun olunca akademik kariyer yapması içim Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Sebahattin Zaim gibi hocaları tarafından teşvik edilir. Abdullah Gül'de zaten üniversite bünyesinde kalarak akademik çalışmalarla faydalı olabileceğini düşünmektedir.

1976-1978 yıllarında Fehmi Koru ve Şükrü Karatepe ile birlikte Milli Kültür Vakfı'nın bursuyla doktora çalışması yapmak için İngiltere'ye gönderilir. Gül. Exeter'de akademik çalışmalarını sürdürürken de sosyal faaliyetlerini aktif olarak sürdürür. Kısa adı FOSİS olan Müslüman Öğrenciler Birliği'nde Türk Öğrencileri Yardımlaşma Derneği'nin (TÜRKYAR) kurucuları arasındadır.

ÜNİVERSİTELİ GENÇLERE TEŞKİLATLANMADA ÖNCÜLÜK

Doktora çalışması için İngiltere'de kaldığı dönemde, gerek Batı dünyasını içeriden tanıma gerekse İslam Dünyasından kalıcı ilişkiler kuracağı üniversiteli gençlerin teşkilatlanmasına öncülük etmek Abdullah Gül'e önemli tecrübeler kazandırır. Aynı dönemde hocası Sebahattin Zaim, Sakarya Üniversitesi'nde Endüstri Mühendisliği Bölümünü kurar. İstanbul İktisat Fakültesi'nde daha önce başladığı doktorasını İngiltere dönüşü tamamlar ve Sakarya Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olarak göreve başlar.

Doktara tezi: Türkiye ile İslam Ülkeleri Arasındaki Ekonomik İlişkilerin Gelişimi. Tez hocası ise ileride aynı siyasi partide milletvekili olacakları Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş.

Bu arada 12 Eylül Askeri darbesi olmuş, demokrasi askıya alınmıştır. Abdullah Gül'ün hayatında 12 Eylül'ün çok özel bir yeri var: 12 Eylül'den birkaç gün önce İstanbul'da evlenen Abdullah Gül, evliliğin ilk haftasında ihtilale yakalanır. İstanbul, Erenköy'deki evinde ikamet ederken bir sabah, elinde pusulasıyla genç bir üsteğmen kapıyı çalar. Sancak Hareketi kapsamında İstanbul'da Metris Askeri Cezaevine gönderilen siyasi tutuklular arasında yer alır.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.